SU İÇMEK İÇİN SUSAMAYI BEKLEMEYİN...........
Günümüzde pek çok insan ne yazık ki, ya su içmeyi sevmiyor, ya böyle bir alışkanlıkları yok, ya susadıklarının farkında bile değiller ya da bu durumda su yerine kola, meşrubat, gazoz gibi içecekleri tercih ediyorlar. Aslında bu yapılan en büyük hataların başında yer almaktadır.
Çünkü meşrubat ve benzeri türdeki şekerli, gazlı içecekler anlık olarak bizi serinletebilir ama içindeki mineral değerler açısından asla su ile eş değer değildirler, hatta kıyaslanamazlar bile. Bu tür içecekler içlerinde bol miktarda bulunan kafein, şeker ve asit nedeniyle metabolizma üzerinde olumsuz etki ederler ve ayrıca yüksek oranda kalori içerdikleri için kilo almanıza neden olurlar.
Eğer idrarınız koyu renkte, yoğun ve kokulu ise bilin ki, az su içmektesiniz.Bu vücudunuzda atılması gereken çok miktarda toksin olduğunun en basit göstergesidir ve düzenli su içmeye başladıktan sonra idrarın renginin, kokusunun farklılaştığını ve vücut toksinlerden arındığı için görüntüsünün berraklaştığını çok net bir şekilde fark edebilirsiniz. Dolayısı ile su içmek için susamayı beklemeyin, kendinize her gün içip, bitireceğiniz bir hedef koyun, bu konuda susamasanız bile her saat başı su içmek için kendinizi şartlandırın ya da iş yerinizde daima gözünüzün önünde bir su şişeniz olsun ki bu durum alışkanlık haline gelsin. Ve sonunda göreceksiniz ki, siz su içmeye başladıkça, susamaya da başlayacaksınız. Çünkü su içtikçe daha düzenli ve doğru işleyen metabolizmanız sizden yine bunu talep edecek ve gerekli sinyalleri gönderecektir.
Her ne kadar günlük tüketilmesi gereken ideal su miktarı konusunda uzmanlar farklı görüşler belirtseler de, vücudumuzun yaşamsal fonksiyonlarını düzenli bir şekilde devam ettirebilmesi için her gün 2,5 lt su içilmesi tavsiye edilen bir ölçüdür. Ancak çok sıcak ortamlarda çalışanlar, aşırı terleme problemi olanlar çok fazla lifli ve protein ağırlıklı beslenenler, sıcak iklimlerde yaşayanlar ve elbette ki kavitasyon uygulaması gibi bölgesel incelme programlarına katılanlar daha fazla su içmelidirler. Ancak bununla beraber sağlık açısından aşırı derecede su tüketilmemesi gereken durumlar da vardır. Eğer kişinin karaciğer problemleri ya da kalp ve böbrek yetmezliği gibi şikayetleri varsa, günlük su tüketimi bu kişiyi kontrol eden doktor tarafından belirlenmeli ve gereken miktarda sınırlanmalıdır.
Su vücudumuz için hayati önem taşımaktadır. 22- Mart Dünya Su Günü olarak kabul edilmiştir ancak, siz yine de su içmek için bu tarihi beklemeyin ve derhal bu alışkanlığı kazanın. Erkeklerde vücut ağırlığının % 60 ‘ı ve kadınlarda da vücut ağırlığının %50’si sudan oluşmaktadır. Beynimizin ise % 95’i sudan oluşmaktadır. Dolayısı ile bu oranlar bile hücresel ve metabolizma faaliyetleri için, organlarımızın düzenli çalışması için suyun ne derece önemli olduğunu göstermektedir. Zamanla yaşlandıkça, vücudumuzdaki su miktarı azalmaktadır, bunun en belirgin göstergesi yaşımız ilerledikçe cildimizin kırışması, çizgilerimizin çok daha belirgin hale gelmesi ve vücudumuzun genelinde sarkma ve gevşeklik gibi deformasyonların olmasıdır. Su içmeyi, çiçeklere su vermek gibi düşünebilirsiniz, çiçeklerinize düzenli su verdiğinizde nasıl ki canlanır ve güzelleşirler, bu cildimiz için de aynen bu şekildedir. Az su içen kişilerin ciltleri çabuk kırışmaya, sarkmaya, gerilmeye ve pul pul dökülmeye meyillidir. Dehidrasyon denilen vücut sıvısının % 2 oranında azalması bile, yorgunluk ve konsantrasyon güçlüğü olarak karşımıza çıkmaktadır.
DÜZENLİ SU VE BOL BOL SU İÇELİM...ÇÜNKÜ:
Düzenli su içmek......
1) Metabolizmanın düzenli çalışmasını ve vücudun toksinlerde arınmasını sağladığı için ,bölgesel yağların oluşumunu önler ve kilo vermeyi destekler.
2) Toksinlerin vücuttan atılmasını sağladığı için ,ödem oluşumunu önler.
3) Sindirim ve boşaltım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.
4) Bol su içmek anne sütünü arttırır.
5) Su cildin nem oranını dengeleyerek,adeta bir anti-aging etkisi yapar ve böylece erken yaşlarda oluşabilecek çizgilenme ve deformasyonları önler.
6) Cildimizin daha canlı, sağlıklı ve diri olmasını sağlar.
7) Aynı zamanda saçlarımızın ve tırnaklarımızın da çok daha canlı , parlak ve sağlıklı olmasını sağlar. Çünkü saç ve tırnaklar da derimizin uzantılarıdır.
8) Vücut ısımızı dengeler.
9) Eklemlerin kayganlığını arttırır.
10) Kabızlığı önler.
11) Kanın akışkanlığını arttırır ve böylece kalbin daha iyi çalışmasını sağlar. Bu sayede kandaki oksijen de organlara daha düzenli ulaşacağı için vücut fonksiyonları sorunsuz bir şekilde işlevlerini yerine getirirler.
12) Selülit oluşumunu olabildiğince önler.
13) Çok fazla çay ve kahve tüketen kişiler bilmelidirler ki ,bu tür içecekler diüretik özellikte maddeler içerdikleri için daha düzenli su içmelidirler.
NOT: Bu makale Mine Ülgezer tarafından, sadece bilgilendirme amaçlı olarak yazılmış bir çeviri ve derlemedir.
LAVINIA/ Etiler
(0212) 284 83 24 ve 269 28 41
www.lavinia.com.tr
|